Anadolu Selçuklu Devleti’nin etkili kadınlarından biri olan Mahperi Huand Hatun, tarihî eserleriyle günümüzde de anılmaya devam ediyor. Mahperi Hatun’un yaptırdığı önemli yapılar arasında yer alan Şeyh Turesan Zaviyesi, hem tasavvuf eğitiminin verildiği hem de dervişlerin barındığı bir merkez olarak öne çıkıyor.
Şeyh Turesan Zaviyesi’nin Kuruluşu ve Tarihçesi
Şeyh Turesan Zaviyesi, Kayseri’nin İncesu ilçesi ile Ürgüp’ün Başköy kasabası arasında, Tekke Dağı mevkiinde bulunuyor. Yapının inşa tarihi 1240 yılı olarak belirlenmiştir. Zaviyenin, I. Alâeddin Keykubad’ın eşi ve II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in annesi olan Mahperi Huand Hatun tarafından, II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in saltanatında yaptırıldığı vakıf kayıtlarında belirtiliyor. Her ne kadar inşa kitabesinde Mahperi Hatun’un ismi yer almasa da, vakıf kaydı hem ismini hem de yapının “Zaviye-i Şeyh Turesan” olarak kullanıldığını doğruluyor.
Zaviyenin Mimari Özellikleri ve Sosyal Fonksiyonları
Şeyh Turesan Zaviyesi’nin mimarisi, döneminin diğer tarikat yapılarından bazı farklılıklar gösteriyor. Özellikle ana eyvanda zeminden yükseltilmiş seki bulunması ve eyvan bölümünde mihrap yer almaması, yapının tasavvufi ritüellere uygun olarak düzenlendiğini ortaya koyuyor. Ayrıca orta sofanın örtüsünü destekleyen takviye kemerleri arasındaki sembolik kubbe ve bu kubbenin altına denk gelen merdiven düzenlemesi, yapının fonksiyonel ve sembolik boyutunu güçlendiriyor.
Sosyal Görevler ve Yaşam Alanları
Zaviyeler, Selçuklu ve sonraki dönemlerde gelen yolculara ücretsiz konaklama ve barınma imkanı sağlayan önemli sosyal kurumlar arasında yer alıyordu. Şeyh Turesan Zaviyesi’nde eyvana açılan odalar, konuklar ve dervişler için yaşam alanı olarak kullanılmıştır. Ayrıca kuzey duvarı boyunca uzanan bölümdeki halkalar, konaklayanların hayvanlarını barındırmak için tasarlanmıştır.
Mahperi Hatun’un Vakıf ve Hayır Faaliyetleri
Mahperi Hatun, Kayseri, Tokat ve Yozgat başta olmak üzere çeşitli şehirlerde vakıflar ve hayır kurumları kurarak sosyal yardımlaşmayı desteklemiştir. Kurduğu zaviyeler, Osmanlı döneminde tekke ve dergâh olarak işlevlerini sürdürmüştür. Şeyh Turesan Zaviyesi ise, Anadolu’da tasavvuf eğitiminin ve sosyal dayanışmanın örneklerinden biri olarak günümüze ulaşmıştır.





